| Bu yazı iki yıl önce www.zilesitesi.com
'un yaptığı bir anket sonrası yazmıştım. Güncelliği bakımından
ilgililerin dikkatini çekmesi için affınıza sığınarak tekrar yayınlamak
istiyorum. Yazımın ilgili bölümleri aynen şöyle idi; Önümüzdeki Ekim
veya kasım aylarında binlerce yılık olması ile öğündüğümüz. Panayır
yapılacak. Halini biliyorsunuz. Anlatmaya gerek yok. Çok değil bundan
35- 40 yıl önce ülke çapında tanınmış kuruluş ve sanayicilerin katıldığı
Fuar havasındaki Asırlık Panayır tüm özelliklerini kaybetti. Elden
düşme tapon tezgâh artığı giysilerin satıldığı semt pazarından bile kötü
duruma geldi. Zile ye hiçbir faydası olmadığı gibi esnafın yapacağı üç
beş kuruşluk alışverişe de mani olan. Halkımızı kalitesiz ürünler almaya
zorlayan, anlamsız bir etkinlik haline geldi. Konuştuğumuz tüm
Zileliler Panayırın bu günkü haline üzdüğünü eski görkemli günlerini
özlediklerini söylemektedir. Zile sitesi geçen yıl yaptığı bir ankette izleyenlerine “ Sizce Zile hangi etkinliğe daha çok öncelik ve önem vermelidir? Sorusunu sorulmuş, katılan 1010 kişiden aşağıdaki cevapları almış. 1.) 146 Kişi - % 14 Kiraz Festivali ne önem verilsin 2.) 135 Kişi - % 13 Panayıra önem verilsin 3.) 83 Kişi - % 8 Pekmez ve Bağ bozumu şenliklerine önem verilsin 4.) 131 Kişi - % 13 Panayır ve Pekmez Şenliğine önem verilsin 5.) 516 Kişi - % 52 Panayır ve Tarım Fuarına önem verilsin. Demiş. Bu anketi incelersek katılanlardan % 52 si olan 516 kişi Panayır ve Tarım Fuarına önem verilsin. Demiş. Dikkat ederseniz ankette sorulan 5 sorudan 3 tanesi panayırla ilgili yani 2 – 4 – 5 nci şıklar hep birlikte yorumlanırsa toplam 782 kişi % 78 yani gibi büyük bir çoğunluk panayırın ön plana çıkarılmasını istiyor. Kiraz Festivali isteyenler 146 kişi ile % 14, Pekmez ve Bağ Bozumu şenlikleri yapılmasını ise 83 kişi ile % 8 de kalıyor. Anket bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Hemşerilerimiz panayırın ön plana çıkmasını, ancak yanına da Tarım Fuarı ilave edilerek güçlendirilerek birlikte yapılmasını istiyorlar. Panayır yıllar boyu ihmal edilmiş, gereken önem verilmemiştir.Yılların ihmali ile bu gün ki duruma gelmiştir. Kötü gidişe hiç beklemeden, bu günden itibaren dur denilmeli. Acil önlemler alınmalıdır. Panayırlar artık çağını bitirmiştir. Devir fuar devridir. Panayır günün şartlarına uygun olarak yeniden organize edilmelidir. İşe Panayırın mahalle aralarından kurtarılarak uygun bir yere taşınması ile başlanmalıdır. Bunun yapılması hem panayıra katılanları hem de Mahalle sakinlerini rahatlatacaktır. Ardından Kiraz Festivali, Panayır, Bayram, Fuar, gibi Sosyal etkinlikler yapmak için en az 300–400 dönüm büyüklüğünde bir yer bulunmalı, bayram, gösteri, fuar ve festival alanı olarak planlanmalıdır. Burası zaman içinde yapılacak sergi ve konferans salonları, spor, eğlence merkezleri ve alışveriş mekânları ve katılımların yapacağı sabit pavyon ve teşhir yerleri ile zaman içinde kendiliğinden dolacaktır. Şehir merkezine 3–5 hatta 10 km uzakta olması fark etmez. Ancak yerin çok iyi seçilmesi lazımdır. Zile’nin yeni gelişim alanlarına ihtiyacı vardır. Esnaf bir iki arastaya sıkışıp kalmıştır. Dükkân kiraları çok yüksektir. Böyle bir yer çevresi ile birlikte günün ihtiyaçlarına uygun modern iş yerleri ve konut alanları sağlar. Şehre nefes aldırır. www.Zilesitesi.com web sitesinde Ankete katılanların önerdiği gibi gecikmeden bu işe el atılmalıdır. Civarımızda tarım fuarı yoktur. Bu bizim için fırsattır. Zile panayırının tarihteki parlak günleri anlatılarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, Türkiye Odalar ve Borsalar birliğinin desteği sağlanmalı. Belediye, Kaymakamlık Ticaret Borsası, Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası, Milli Eğitim Müdürlüğü, Esnaf Kooperatifleri, İlçe Tarım Müdürlüğü gibi kuruluşlar ve esnafımızın da katılımı sağlanarak Zile Panayırı ve Tarım Fuarı organizasyonu için harekete geçilmelidir. Tecrübe kazanmaya başladığımız Metef Fuarlarını organize eden Ticaret Lisesi ile Meslek yüksek okullarımız bizim en büyük destekçimiz olacaktır. Yine ankete katılanların bir başka önerileri olan Pekmez ve Bağ Bozumu şenlikleri Turizme açılmaya hazırlanan şehrimizde gelecek turistlere sunulacak alternatif bir turizm seçeneği olarak ele alınıp şimdiden değerlendirilmelidir. Önerdiğimiz bu proje Zile’mize büyük prestij sağlayacaktır. Zile’yi eski parlak günlerine döndürmek istiyorsak büyük düşünmek çağdaş fikirler geliştirmek zorundayız. |
ASIRLIK ZİLE PANAYIRI VE TİCARET FUARI-TARİH ZİLE DE YAŞIYOR-ZİLE.. RUHU OLAN ŞEHİR...Bölgenin'in tarih ve kültür başkenti ZİLE, Yöremizin tarih ve kültür başkenti olma yolunda...
1-Zile Panayırı Üzerine Bilimsel Bir İnceleme
2-BİLİYOMUSUNUZ?
MÖ 2000 li yıllarda frig dinlerinden Anaitisis dininin hac merkezinin Zile olduğunu, Zile'deki Anahita tapınağına her yıl onbinlerce Anaitisin ekim ayının ilk haftası hacı olmak için geldiğini ve Zile panayırının bundan doğduğunu....
Panayır Ve Fuar "Hulusi Serezli"
Eski Zile Panayırları "Makale"
Bir arkadaşımın isteğiyle yazdığım aşağıdaki yazımda 45-50 yıl önce yaşanan panayırların fotoğrafını çıkarmaya çalıştım. Özlediğim o günleri sizlerle de paylaşmak istedim. Zile ve civar şehirlerde Köylü kentli Kasım ayını ve Panayırı büyük özlem ve hasretle bekler, herkesi bir telaş bir gayret sarardı. Bütün bir yılın işleri bu aya toplanırdı. Toplanan mahsul anbarlara doldurulur. Bağlar bozulur, Meyveler toplanır. Pekmez, köme, pestil, tarhana bu ayda yapılırdı, Kışlık kıyma, kavurma bu ayda küplere doldurulurdu. Çeşit çeşit Turşu kurulur, Zile Sokakları Kaynayan üzüm şırasının mis gibi kokusuyla dolar evlerden pekmez çırpan zelvenin sesi duyulurdu. Zilelilere, bilhassa hanımlara bu yorgunluk sırasında yapılan panayır adeta bir ilaç gibi gelir, tüm yorgunluklar panayırın eglenceli ortamında unutulurdu.Genelde 15 gün süren panayır bir yılı kapsayan alışverişlerin topluca yapıldığı büyük bir Pazardı. Panayır süresince şehirin nüfusu iki katına kadar çıkar Zile bir festival havasına bürünürdü. Panayırda canlı hayvan başta olmak üzere her türlü emtia alınır satılırdı. Halk büyük rağbet ederdi. Bu gün yapılan fuarlar Zile panayırının yanında çok sönük kalırdı. Zile panayırı büyük bir fuardı. Ancak bu fuarın yapıldığı alan bütün Zile yi kapsardı. Zile şehri ve Zileliler her yönü ile bu aktiviteye katılır ve bu büyük olayı yaşardı. Osmanlı kayıtlarına göre Zile panayırı Ülke çapında var olan tescilli 7 panayırın olan en büyüğü idi. Üç bin yıllık görkemli bir mazisi olan panayırın açılışı vali millet vekili, bakan gibi kişilerin katıldığı törenlerle yapılırdı. Panayır sahası olarak düzenlenen geniş alanda çeşit,çeşit çadırlar, prefabrik stant ve pavyonlar kurulurdu. Dönemin önemli kuruluşlarının genel müdürlükleri satış mağazaları, teşhir reyonları açardı. Türkiye Şeker fabrikaları, Türkiye Zirai Donatım kurumu, Tarım kredi kooperatifleri. Pancar Ekicileri Kooperatifleri ve Esnaf teşkilatları gibi resmi ve özel kurumlar panayıra muhakkak katılırlardı. Açtıkları satış ve teşhir pavyonları çok gösterişli olur, Ziyaretçileri eksik olmazdı. Arçelik ,Mobilgaz, Good Year, gibi özel sektör kuruluşları da buna katılırdı. (1965,66 ve 67 yıllarında Bizde Serezliler A.Ş firması olarak Bayisi olduğumuz Arçelik için özel bir bina yaptırmış ve Panayıra katılmıştık.) Tüccarlar özel çeşitlerini panayıra saklarlardı. Bayanlar Panayır alanındaki büyük bir alışveriş merkezinin mağazaları sayılabilecek stantlarda alış veriş yaparlar burada en kaliteli ürünleri bulabilirlerdi. Her yıl en az İki-Üç yüz kişilik birkaç tane çadır tiyatrosu kurulurdu. Bunlar gün boyu bayan matineleri yapardı. Erkekler tiyatroya genelde akşamları giderdi. Bu tiyatroların geniş sanatçı kadrolarında Türkiye’nin tanınmış ses ve saz sanatçıları olurdu. Televizyonun olmadığı o dönemde turneye çıkan sanatçıların hiçbiri Zile Panayırını kaçırmazdı. Bu kalabalıklar onlar için bulunmaz bir fırsat idi. Bu gün bile isimleri hatırlarda olan Aysel Tanju, Semiramis, Hülya Babuş, Nana gibi dansözler Zile panayırın baş sanatçıları, Orta oyununun unutulmaz ustası İsmail Dümbüllü ise müdavimlerindendi. Çocuklara yönelik kukla gösterileri her zaman ilgi ile izlenirdi. Kurulan oyun parkı Ankara gençlik parkındaki Luna parktan büyük ve zengin olurdu. Panayırın sonunda yapılan At yarışlarına Türkiye’nin her yöresinden atlar ve yarış severler gelirdi. O zaman Veli Efendi hipodrumu olmadığı için Yarışlara rağbet çoktu. Kırkpınarın adının bile olmadığı o dönemde asırlardır yapılan Zile güreşlerini gazeteler aylarca tefrika ederler, yıl boyu konuşulurdu. Fayton ve yaylı arabalar gece geç saatlere kadar panayır yerine insan taşır, Çığırtkanların sesi gece sonuna kadar dinmezdi. Ailece gidilen Panayır gezintileri önce çocukların luna park eğlenceleri ile başlar, alış verişle devam ederdi. Yılın ilk kestane kebabı panayırda yenirdi. O günler ÜÇKARDEŞLER MOTOSİKLET ÜSTÜVANESİ çok popülerdi. Bilhassa hanımlar motosiklet sürücülerini heyecanla izler, ip cambazları kaçırılmazdı. Cambazın Sırıktan yapılmış ayaklar üzerinde yürüyen kırmızı pantolonlu reklamcısı şehir içinde dolaşırken çocukların ilgisi hep üzerinde olurdu. Büyük bir leğenin içine uzanmış biçimde yatan yarı belinden altı balık şeklindeki DENİZKIZI acıma ve merak duyguları içinde bakılırdı. Orta oyunu Ailece seyredilirdi. Aynalı çadır, Hayvanat bahçelerini aratmayan çok sayıda hayvanın bulunduğu çadırlar çok ilgi uyandırırdı. Akşamları İsmail Dümbülünün çadırından yükselen kahkaha seslerine Cambaz Boncuk’un “ Oy dingala dingala, kömürü de koydum mangala” şarkısı karışırdı, Erkeklerin doldurduğu dansözlü çadır tiyatrolarından yükselen aç, aç nidalarını Üçkardeş üstüvanesinin motosikletlerinin sesi bastırırdı. Küçük çocuklar anne ve babalarının ellerini çekiştire, çekiştire çarpışan otomobillere ve cambaza yöneltmeye çalışırlar, o güne kadar hiç görmedikleri bu eğlence ve rüya ortamının en küçük ayrıntsını bile kaçırmamak için acele ederlerdi. Seyyar Lokantaların mangallarından çıkan kokular çay bahçelerinde kaynayan semaverlerle yarışırdı. Şehirde kömür santralinde üretilen elektrikle aydınlanan ve gece 11 de sönen cılız Sokak lambalarından sonra panayır alanındaki parıltı insanların gözlerini kamaştırır, atılan fişek ve maytaplar adeta bir ışık gösteri gibi görülürdü. Panayır sırasında çok sayıda genç gösteri için gelen sanatçılara, satıcılık yapan kızlara veya sigaralara kasnak attıran genç kadınlara aşık olur, gelecek yıl onun gelmesini özlemle beklerdi. Az da olsa polis gözünden uzak yerlerde kumar oynanır, evin nafakasını, cep harçlıklarını yada o yılın mahsulü dönen rulet ve top masalarına bırakılır, üzüntü içinde evlere dönülürdü. Hosted on Eski Zile Panayırları
Kışlık
giyecek, Yiyecek ve yakacak gibi bütün ihtiyaçlar panayır zamanı
alınırdı. Alacak ve vereceklerin vadeleri. Kiraların başlangıç ve
sonları panayıra göre hesaplanırdı. Kayseri den Erzurum dan ve Sivas tan
gelen tüccar bile bu şartlara uyardı. Zile panayırı adeta bir takvim
başlangıcı kabul edilmiş, her şey Ona endekslenmişti. Adeta mali bir
yılbaşı idi. Zile panayırını anlatmaya bu gibi bir iki sayfa
yetmez.Kitaplar yazmak lazım. O kitaplardan birini şimdi sevgili
hemşerimiz Sayın Nurhan Buhan Girgiç yazıyor.Nurhan Hanımın tez konusu
Zile Panayırı üzerine. Zile bu sayede değerli bir kaynağa kavuşmak üzere kendisine başarılar diliyorum.
Bu gün küçük bir kasabanın semt pazarına benzeyen asırlık panayırımıza umarım gereken önem verilir. Tekrar eski görkemli, parlak günlerine kavuşur. Çektiğim bir iki panayır resmini de aşağıya iliştirdim. Hoşça kalın Hulusi SEREZLİ |
Zile Panayırı ve Esnaf Hemşehrilerimiz "Bekir Altındal"
Bu Günki Zile panayırı 2012 Röportajları
Bugün de bu yazıların tamamını okuma şansını buldum. Tabii haklılık payı yok değil. Panayırla ilgili tespit edebildiğimiz en eski belgeler 1840'lı yıllar. İngiliz Konsolosu'nun 1841 tarihli raporu var. Daha sonra da Perrot'un 1861 tarihli yazısı var önemli kaynak olarak (Arzu eden Zile Kütüphanesi'nde veya arkadaşınızın eşinizin dostunuzun aldığı Zela'dan Zile'ye Tarihi Yolculuk isimli Kitabımızın XIX Asırda Panayır Sayfa: 184-189'a bakabilir.) Daha 1840'larda buharlı gemilerin çıkması ve Samsun'a kadar mal getirmesi sebebiyle Zile panayırının öneminin azalacağı tahmini yapılmaktadır. Bu tahmin de doğru çıkmıştır.
1970'lere kadar Zile el sanatları, başta traktör tamiri üzerinde altın devrini yaşarken çevre il ve ilçelerin yoğun ilgisi vardı. 1970'lerden itibaren ulaşımın ı, karayolu taşımacılığının yaygınlaşması, makinalaşma,Zile'de el sanatlarının önemi kaybolmaya yüz tuttu. Yine bu yıllarda başlayan göçle birlikte Zile başta köyler olmak üzere kan kaybetmeye başladı. İhtiyaçlar değişti. Bu durum da esnafı etkiledi haklı olarak
1961 yılında 120 manifatura, 20 hazırelbiseci 80 damirci, 60 ayakkabıcı, 60 kalaycı, 45 semerci, 30 urgancı vardı. Bunlar hep üretime yönelik dallardı. Düzgün demek Manifatura demekti. Bu sebeple panayır çok etkilemiyordu o zamanlar. Şimdi bu esnaflar çok azaldı yok denecek kadar. Rekabet şansı kalmadı. Panayır'a gelen mal çeşitlerini baktığımızda ağırlık giyimde.
Şartlar, ekonomik alışkanlıklar da değişti. Bu yüzden panayır sorgulanır oldu. Eskiden Güreş ve at yarışı Zile panayırının olmazsa olmazları idi. (Servet-i Fünun Dergisi'nin 1990 tarihli sayısındaki iki fotoğrafını yayınladık bu hususta) hiçbiri yok.
Birkaç yıldır cirit var. Çevre il ve ilçelere göre de cazibe merkezi olamıyor eskisi gibi. Bu konuda şahsen benim de kafam karışık. Ekonomi kendi kurallarını oynuyor. Madalyonun bir yönü ekonomik, bir yönü de Zile'yi tarih ve kültür şehri yapan öğelerden biri Panayır kültürü.
Denge nasıl sağlanacak bilemiyorum. Bu sebeple panayır konusundaki olumlu olumsuz görüşlere şahsen bir şey diyemiyorum. Bilimsel olarak incelenmesi, nasıl rantabil hale getirilir, araştırılması gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda ilgili bir akademisyen hemşehrimizin çalışması önemlidir.
NOT:
Yukarıda Servet-i Fünun Dergisi tarih 1900 olması gerekirken yanlış yazılmıştır. Düzeltir özür dileriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





